Adana’da “Yogi Kazım” olarak tanınan ve doğal şifa yöntemleriyle üne kavuşan Kazım Gürbüz vefat etti. Oğlu Zeki Ruşen Gürbüz tarafından duyurulan vefat haberinin ardından, cenazesi 25 Nisan Cuma günü öğle namazını müteakip Adana Şahinağa Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verilecek. 105 yaşında olmasına rağmen 38 yaşında olduğunu iddia eden ve felçli hastalara uyguladığı tedavi yöntemleriyle bilinen Yogi Kazım’ın vefatı, beslenme ve yaşam sırlarını tekrar gündeme taşıdı.
Yogi Kazım, vejetaryen beslenmeyi benimsemiş ve organik, doğal gıdaları tercih etmişti. Zeytin, kestane balı, barbunya, kırmızı biber, bitki çayları ve çorbalar onun beslenme düzeninin temelini oluşturuyordu. Etin zararlı olduğuna inanan Gürbüz, protein ihtiyacını baklagillerden karşılıyordu. Sağlıklı bir yaşam için doğru beslenmenin yanı sıra zihinsel ve ruhsal dengenin de önemli olduğuna inanıyordu.
Kazım Gürbüz’ün gençlik ve uzun yaşam sırrı sadece beslenmeyle sınırlı değildi. Günlük yoga egzersizleri, zihinsel disiplin ve meditasyon da sağlıklı yaşam felsefesinin önemli parçalarıydı. Zihinsel sağlığına da özen gösteren Gürbüz, beynin iyileştirici gücüne inanıyordu. Bedensel ve zihinsel sağlığı birleştirerek yaşlılığın zorluklarını doğal yollarla aşmayı başarmıştı.
Kazım Gürbüz, 1920 yılında Adana’nın Kozan ilçesinde doğdu. 4 yaşında Kur’an-ı Kerim’i hatmeden Gürbüz, küçük yaşlardan itibaren farklı bir kişiliğe sahip olduğunu gösterdi. 10 yaşında dedesi Molla Ali tarafından Himalayalar’a götürülen Gürbüz, burada 20 yıl boyunca ruhsal disiplin, nefis terbiyesi ve beden kontrolü eğitimi aldı. Bu süreçte dünya nimetlerinden uzak durarak iradesini güçlendirdi.
1950’lerde Türkiye’ye dönen Gürbüz, Taksim Belediye Gazinosu’ndaki yoga gösterileriyle ünlendi. Esnekliği ve beden kontrolüyle izleyenleri büyüleyen Yogi Kazım, o dönemde gazetelerde “Maharishi’ye meydan okuyan yogi” olarak anıldı. Ancak 1961’de İzmir’de geçirdiği trafik kazası hayatının dönüm noktası oldu. Belinin kırılması sonucu felç kalan Gürbüz’e doktorlar bir daha yürüyemeyeceğini söyledi. Pes etmeyen Gürbüz, geliştirdiği “Yoka Sistemi” ile felcin üstesinden geldi.
Gürbüz, Yoka Sistemi ile felçlilerden MS hastalarına, omurilik ve kas rahatsızlıklarına kadar birçok kişiye şifa olduğunu, 1968’de Suudi Arabistan Kralı İbn-i Suud, 1984’te Fildişi Sahilleri Cumhurbaşkanı Felix Houphouet gibi önemli isimleri tedavi ettiğini ve bu sayede büyük imkanlar elde ettiğini belirtiyordu.
2001 yılında besin zehirlenmesi sonucu kanser teşhisi konulan ve sol böbreği, dalağı ve pankreasının bir kısmı alınan Gürbüz, doktorların hareket yasağına rağmen kendi yöntemleriyle sağlığına kavuştu. “Tedavi, insanın kendi beynindeki güçle gerçekleşir” diyerek irade gücünün önemini vurguluyordu. Bu mücadelesi, felsefesinin ve Yoka Sistemi’nin ne kadar etkili olduğunu bir kez daha gösterdi.