Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmeler, ekonomik iş birliğine ve Türkiye’nin BAE’ye yaptığı ihracat rakamlarına da yansıdı. Şubat ayında Türkiye’nin ihracatının değer bazında en çok arttığı ülke, 268,8 milyon dolarlık artışla BAE oldu. Bu artışta BAE’yi Ürdün, Yunanistan, İspanya ve Slovakya izledi. Türkiye’nin BAE’ye yaptığı toplam ihracat ise 599,6 milyon dolara ulaşarak, BAE’yi Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı 8. ülke konumuna taşıdı.
Geçtiğimiz ay Abu Dabi’de düzenlenen IDEX 2025 Uluslararası Savunma Fuarı ve Konferansı’nda Türk savunma sanayii şirketlerinin imzaladığı stratejik anlaşmalar da iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı sağladı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin Şubat ayında en fazla ihracat yaptığı ülkeler sırasıyla Almanya, İtalya, Birleşik Krallık, ABD ve Irak oldu. BAE’ye yapılan ihracatta ise mücevher sektörü 411,7 milyon dolarla başı çekti. Mücevheri, kimyevi maddeler ve mamulleri, elektrik-elektronik, hububat-bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ile gemi-yat ve hizmetleri sektörleri takip etti. Mücevher sektörünün BAE’ye ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre 275 milyon dolar arttı. Çelik, elektrik-elektronik, gemi-yat ve hizmetleri ile kimyevi maddeler ve mamulleri sektörlerinde de ihracat artışı yaşandı. Su ürünleri ve hayvansal mamuller, otomotiv, halı, makine ve aksamları, kuru meyve ve mamulleri ile meyve-sebze mamulleri sektörlerinde ise ihracatta düşüş görüldü.
BAE’ye en fazla ihracatı yapan şehir 295,1 milyon dolarla İstanbul olurken, İstanbul’u Çorum, Trabzon, İzmir ve Bursa izledi.
DEİK Türkiye-BAE İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Akarca, BAE’nin Türk yatırımcılar için enerji, yenilenebilir enerji, altyapı, lojistik, finans, turizm, sağlık, bilişim ve dijital endüstriler gibi birçok alanda önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Akarca, özellikle Abu Dabi 2030 Planı kapsamında petrol dışı sektörlere yönelik 200 milyar dolarlık yatırım planının Türk yatırımcılar için büyük bir fırsat yarattığını vurguladı. BAE’nin güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji projelerine büyük yatırımlar yaptığını, Türk firmalarının da bu alanda aktif rol alabileceğini söyledi. Altyapı projelerinin de Türk şirketleri için önemli fırsatlar sunduğunu, lojistik ve ulaşım alanında BAE’nin stratejik konumunun Türk yatırımcılar için büyük potansiyel taşıdığını ifade etti. Finans sektöründeki güçlü altyapının ve serbest bölgelerin de Türk yatırımcılar için cazip olduğunu, Türk sağlık sektörünün de BAE pazarına girebileceğini belirtti.
Akarca ayrıca, bilişim ve dijital endüstrilerin BAE’nin gelecekteki büyüme alanlarından biri olduğunu, Türk teknoloji firmalarının yazılım geliştirme, dijital dönüşüm projeleri ve veri merkezleri gibi alanlarda fırsatları değerlendirebileceğini söyledi. BAE’nin sağladığı avantajlı koşulların ve teşvik edici politikalarının Türk firmaları için uygun bir ortam yarattığını, bu durumun ikili ekonomik ilişkileri daha da güçlendireceğini vurguladı. Mücevher sektörünün yanı sıra teknoloji, makine ve ekipman, gıda, inşaat malzemeleri, savunma sanayi, otomotiv, ilaç, dayanıklı tüketim malları ve kimya sektörlerinin de büyük potansiyel taşıdığını belirten Akarca, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri arasında Türkiye’ye en fazla doğrudan yabancı yatırımı yapan ikinci ülkenin BAE olduğunu ve DEİK olarak 2000 yılından bu yana iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin güçlendirilmesi için aktif çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.