Değerli Okuyucular,
Silivri’den selam ve saygılarımı sunuyorum. Eski bir milletvekili ve siyasi parti lideri olarak, anayasal ve yasal haklarım askıya alınarak gözaltına alındım. Bana uygulanan düşman ceza hukuku, siyah Amerikalılara uygulanan yargı sistemi veya Almanların işgal ettiği Fransızlara uyguladıkları hukuktur.
Bugün Türkiye’de iktidar yanlıları ve muhaliflere farklı hukuklar uygulanmaktadır. İnsanları konsolosluğu basmaya çağıran kişi başsavcılığa çağrılmazken, vatandaşın bilgilerine sahip olduğunu söyleyenler de soruşturmaya tabi tutulmuyor. Seçimleri kaybederlerse silahları kullanacaklarını söyleyenler hakkında da resen soruşturma başlatılmıyor. Muhalifseniz, bu eylemlerin yüzde birini bile yapsanız gözaltına alınıyorsunuz. Türkiye Sinan Ateş davasını yaşadı. Başka söze gerek var mı? Gençlerimiz bu adaletsiz düşman ceza hukukundan kaçmak için yurt dışına gidiyor.
Benim de gözaltı ve tutuklanma hikayem, Türkiye’nin ikinci sınıf vatandaşlarına uygulanan düşman ceza hukuku deneyimlerinden sadece biri. Erdoğan, tek parti döneminin politikalarının ağır bedeller ödettiğini söylerken, ben Erdoğan döneminde milletin inanç ve kültürünün tahrip edildiğini vurguladım.
Doğal hakim ilkesini çiğneyerek İstanbul Başsavcılığı tarafından Antalya’da yaptığım bir konuşma nedeniyle gözaltına alındım. Başka savcılar yok muydu? Konu, beni tutuklayacak tek savcının İstanbul’da olmasıydı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gizlice sokulduktan sonra avukatımla kısa görüştüm. İfade vermeyeceğimi söyledim. Sabah 10.00’da adliyeye götürüleceğimi söylediler. Ancak 13.30’da savcının odasındaydım.
Savcı, cumhurbaşkanına hakaretle ilgili sorular sordu. Cevaplarımın kanıtı yine Erdoğan’ın açıklamalarıydı. Savcı daha sonra Kayseri’deki olaylarla ilgili rapor olduğunu söyledi. Bu rapor imzasız, tarihsiz ve sayısızdı. Üç “Zafer Partili” hesabın olayları kışkırttığı yazıyordu. Ancak bu paylaşımlardan üçü olaylardan 13 gün sonra, biri ise iki ay önce yapılmıştı. Üçüne de takipsizlik verilmişti.
Savcı, cumhurbaşkanına hakaretten gözaltına alınsam da halkı kin ve nefrete kışkırtmaktan tutuklanmaya sevk etti. Hakim de kendisini savcı yerine koyarak kaçma ve delil karartma şüphem olduğunu iddia ederek beni tutukladı.
Düşman ceza hukuku uygulaması burada da bitmedi. Yargıtay içtihatlarıyla hukuksuzluğu ortaya koyan itirazımız da bir günde reddedildi. İstanbul Başsavcılığı, Ankara’da benimle ilgili açılmış dosyayı Ankara Başsavcılığı’ndan istedi ve kendi soruşturmasına ekledi. Bu inanılmaz bir durum.
Avukatlarım Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapıyor. Ancak beklentim yok. Çünkü Anayasa Mahkemesi muhalif bir kişi lehine karar alırsa hükümet kararı tanımıyor.
Zor günler yaşıyoruz ama aşacağız. Bizi eşit yurttaş olarak gören, düşmanlaştırmayan hukuk insanları da var. İstiklal Savaşı şehit ve gazilerinin aziz anılarını ve gazilerimizin varlıklarını onurlandırarak geçireceğim.
Gönül Özdağ, Ümit Özdağ’ın Annesi:
Ümit’in, vatan için uğruna nice şehit verilen ve gazi olunan bu vatan için saygı nöbeti tuttuğunu biliyorum. Onunla gurur duyuyorum. Bu süreçte tüm haksızlıkları Allah’a havale ediyorum.