TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez, geçen yıl iş dünyası için faiz oranlarının yüksekliği, finansmana erişimde zorluklar, yatırımların durması ve konkordatolardaki artış gibi sorunların gölgesinde geçtiğini belirtti. Sönmez, 2025’in de aynı sorunlarla geleceğini vurguladı.
Enflasyonun düşeceğine yönelik kamunun hanehalkını ve reel kesimi inandırması gerektiğini vurgulayan Sönmez, “Vatandaş pazardan domatesini alırken, bir sonraki sefere o domatesin fiyatının artmayacağına inanmalı” dedi.
Merkez Bankası’nın enflasyon tahminlerine değinen Sönmez, yıllık enflasyonun 2026’dan önce yüzde 20’nin altına inmesini beklemenin iyimser bir yaklaşım olduğunu belirtti. Hanehalkının enflasyonun düşeceğine halen inanmadığının altını çizen Sönmez, “Rasyonel politikaların, inandırıcı davranışlarla desteklemesi şart. Kamu maliyesinde tasarruf bu noktada çok önemli. Toplumun inanmasını sağlamak lazım. Enflasyonun buradaki en büyük psikolojik kırılma noktası bu. Kamu hanehalkını, reel kesimi enflasyonun düşeceğine inandırmalı” diye konuştu.
Ekonomideki olumsuz tablonun çalışanları en çok etkilediğini söyleyen Sönmez, “Ülkedeki bu pahalılık, alım gücünü neredeyse yok edecek noktaya getirdi. İş dünyası olarak da biz payımıza düşeni aldık, almaya da devam ediyoruz. Özellikle yüksek faizler, girdi maliyetleri, vergi adaleti ortada. Yüksek enflasyonla mücadele sürecinde ülke olarak, bu bedeli, acı reçeteyi ödeyeceğiz demiştik. 2023’te öngördüğümüz tablo bu yıl adım adım gerçekleşti.” ifadelerini kullandı.
Enflasyonla mücadelede kamunun elini taşın altına koyması gerektiğini vurgulayan Sönmez, kamuda tasarrufun ise sadece belli bölümlerde değil, kümülatif olarak yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Kamuda alınması gereken tedbirlerle ilgili Sönmez, “Öngöremediğimiz giderlerimiz var. Kamu maliyesinin kendi tasarrufları çerçevesinde ihale sistemi var, teşvikler var. Örneğin teşvik sistemini veriyoruz, bölgesel ya da farklı noktalarda. Ama onun getirisini, götürüsünü, faydasını analiz etmeliyiz. Zihniyet değişikliği şart. Harcama yapmamak lazım, tasarruftan da ziyade. Verimlilik en birincil önceliğimiz. Bu da kamudan başlar” değerlendirmesini yaptı.
Sıkı para politikasının enflasyonla mücadelede olmazsa olmaz olduğunu söyleyen Sönmez, “Süreç reformlarla desteklenmeli. Yatırımlarımızı özkaynakla yapmaya çalışıyoruz. İş dünyası bu bedelleri ödüyor. Çalışan bedel ödüyor. Kamunun da yapısal reformlarla destek sağlamalı. 2025, 2024’ün sorunlarıyla geldi. Ama 2025’in öngörülebilirlik açısından daha iyi bir yıl olmasını umut ediyoruz” dedi.
“İş dünyasında stres birikti” diyen Sönmez, bu durumun 2025’te de devam edeceğini belirterek, “Stres birikti, enflasyon önümüzde. Öngörülebilirliği henüz yakalayamadık. 2025’te bunun hafiflemesini umut ediyoruz. Bunun için de gereken adımların atılacağına inanıyoruz. Özellikle yüksek enflasyon, iş dünyasının kurallarını, iş yapış biçimlerini belirleyen bir faktör haline geldi. Bunun yanında döviz kuru dalgalanmaları ve düşük yatırımcı güveni de ekonomik büyümede istikrarsızlığa neden oldu. Zor bir yılı geride bırakıyoruz” değerlendirmesini yaptı.
“Sanayi göçüne karşıyız” diyen Süleyman Sönmez, Türkiye’de yatırım ortamının belirsizlikler ve öngörülemez düzenlemeler nedeniyle zayıfladığının altını çizerken, “Yatırımcı güvenini artırmak için yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, bürokrasinin azaltılması ve sektörel teşviklerin çeşitlendirilmesi şart” dedi.
Şirketlerin yurt dışında yatırım yapmasının önemine dikkat çeken Sönmez, “Şirketler eğer büyüme için gidiyorsa ülke için iyi. Ama bir sektör, bir beyin göçü gibi gidiyorsa bu ülke için sıkıntı demek. Bazı sektörlerde bazı ülkeler tercihleri oldu Hazır giyim, Mısır gibi” dedi.
“Ekonomi yönetimi, orta vadeli planlar açıklasa da enflasyonu düşürme ve finansmana erişimi kolaylaştırma konusunda daha somut adımlar atmalı” diyen Sönmez, “Ülkemizin ABD ve Avrupa Birliği’ndeki ülkelere benzer şekilde planlanmış yeni nesil bir sanayi politikası yasasına ihtiyacı var. Türkiye’nin dünyadaki gelişmelere paralel olarak ciddi bir şekilde planlama yapmaya başlaması gerekli. Bu kapsamda Devlet Planlama Teşkilatı benzeri bir kurumsal yapıyı da yeniden hayata geçirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
“Ekonomi yönetimine güven azaldı” diyen Sönmez, TÜRKONFED’in 2024 yılı üçüncü çeyrek anketine göre her 4 KOBİ’den 3’ünün finansmana erişimde zorluk yaşadığını belirtti. 2023’te iş hacimlerinin düştüğünü söyleyen KOBİ’lerin oranının yüzde 56,4 olduğu belirtildi.
Son anketin, diğer anketlerden farkının ekonomi yönetimine yönelik güvenin azalması olduğunu da söyleyen Süleyman Sönmez, “Türkiye’de ‘potansiyelimiz çok büyük’, ‘coğrafi yapımız’, ‘çevik iş dünyasının önemi’ konuları hep konuşulur, bunların hepsi gerçek. Bunların daha verimli kullanmanın yolu da Anadolu’daki KOBİ’leri güçlendirmekle olur. Avrupa’ya gidiyorsunuz KOBİ’lerle 2040’ı, verimliliği konuşuyoruz. Türkiye’de de büyük işletmelerle KOBİ’ler arasındaki verimlilik makası açılıyor. Avrupa’da da açılıyor. Ama Avrupa’da bir açılıyorsa burada 10 açılıyor. KOBİ’ler için hem yeşil dönüşüm hem dijital dönüşüm ile ilgili ayrı bir finans kaynağı yaratmalıyız” dedi.
“Enflasyon-faiz-kur sarmalından çıkmalıyız” diyen Süleyman Sönmez, “Ülkenin asgari ücrete endekslenmesi aslında bir sıkıntı, daha yüksek katma değerli üretim yapmalıyız” dedi. “En büyük sorunumuz Türkiye’de yüzde 50’nin üzerine asgari ücretli olması. Ülkemiz son birkaç yıldır ‘enflasyon-faiz-kur’ sarmalında. Ücret artışlarının toplumsal refah artışına katkı yapması için ekonomimizin ücret-enflasyon kısır döngüsünden çıkması gerekli. Çünkü ücret artışlarının alım gücü ile refaha katkısını artırmak ancak enflasyonun kontrol altına alınması ile mümkün. Yüksek katma değer üretemediğimiz her süreç, bizi asgari ücret ekonomisine mecbur bırakıyor” diye konuştu.