Kronik hastalıkların gelişiminde beslenme alışkanlıklarımızın büyük etkisi olduğunu uzmanlar söylüyor. Bilmeden veya farkında olmadan yaptığımız hatalar sağlığımızı tehlikeye atabilir.
Günümüzde tencere yemekleri ve doğal gıdaların yerini işlenmiş, hazır, yüksek kalorili ve kolay tüketilen yiyecekler aldı. Bu tür gıdalar, sayısız katkı maddesi içerir. Kimyasal işleme tabi tutularak tatları, renkleri ve dokuları değiştirilir. Ayrıca genetiği oynanmıştır.
Bu tür bir beslenme tarzı bağışıklık sisteminin zayıflamasına, damar sisteminin bozulmasına ve bunun sonucunda obezite, diyabet, kanser, kalp damar hastalıkları, felç, hafıza kaybı ve iktidarsızlık gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Özellikle hazır ve paketli gıdalar tuz yüklüdür. Ayrıca yemeklerin tadına bakmadan tuz ekleme alışkanlığımız da tuz tüketimini artırıyor. Gün içinde vücudumuza aşırı miktarda tuz yükleniyor.
Aşırı tuz alımı kalp damar hastalıkları, osteoporoz ve mide kanserine yol açabilir. İhtiyacımız olan tuz zaten bitkisel besinlerde ve suda mevcuttur.
Günümüzde her mevsimde her sebze ve meyveyi bulmak mümkün. Mevsim dışı ürünler de yaygın tüketiliyor. Ancak sağlıklı beslenmek için mevsim dışı sebze ve meyvelerden uzak durmak gerekiyor.
Bu ürünlerin besleyici değeri yoktur ve hatta insan vücudunda toksik etki gösterebilir. Erken ergenlik, erken menopoz gibi hormonal bozuklukların yanı sıra kanser riskini de artırabilirler.
Gün içinde sürekli atıştırmak sağlığa zararlıdır ve obeziteye yol açabilir. Sağlıklı bir beslenme düzeni için gün içinde iki öğün yemek, akşam 20.00’den sonra yemek yememek ve haftada iki gün kalori miktarını azaltmak gerekir.
Aşırı şeker tüketimi kan şekerinde düzensizliklere ve ani dalgalanmalara neden olur. Bu da kilo alımına ve şeker metabolizmasında bozulmalara yol açar. Nişasta bazlı şeker (NBŞ) kullanılmış gıdalar ise metabolizmanın daha hızlı bozulmasına neden olur.
Şekerli yiyecekler kadar gizli şeker içeren yiyeceklerden de uzak durulmalıdır. Bazı ürünlerin şeker içeriğini belirtmek için şeker kamışı, invert şeker, mısır tatlandırıcı, NBŞ, mısır şurubu ve malt şurubu gibi terimler kullanılır. Tuzlu görünen ürünler bile şeker içerebilir.
“Nasıl olsa takviye alıyorum” diyerek sebze, meyve gibi besinleri yeterince tüketmemek yanlıştır. Besin takviyeleri eksiklikleri tamamlamak için kullanılabilir ancak sağlıklı bir diyetin yerini alamaz.
Gün içinde yeterli besin öğelerini almak takviye ihtiyacı doğurmaz. Vitaminlerin öncelikli olarak doğal kaynaklardan alınması önerilir. Düzenli sebze ve meyve tüketimiyle ihtiyacımız olan vitaminler karşılanabilir.
Gün içinde genellikle kahve, çay ve meşrubat tüketimi fazla, su tüketimi ise azdır. Şekerli içecekler bol miktarda kalori ve fruktoz içerir. Glisemik indeksleri yüksektir ve doyma hissi yaratmazlar. Obeziteye neden olurlar.
Bu nedenle şekerli içeceklerden uzak durulmalı ve meyve suyu içmek yerine meyvenin kendisi yenmelidir. Yeterince su içilmediğinde vücutta toksinler birikir. Kronik hastalıklar, baş ağrısı, baş dönmesi gibi şikayetler gelişir. Metabolizma yavaşlar ve kilo artışı görülür.
Özetle, alkali pH’a sahip, mineraller içeren, kimyasallardan arınmış kaliteli su tüketmeyi alışkanlık haline getirmek gerekir. Zaman zaman mineral yönünden zengin maden suyu da tüketilebilir.