
Ropdöşambır Oytun’un babasının bankacı olduğu
GÜNDEM – Deneysel Tıp Uzmanı Oytun Erbaş, AKP hükümeti sayesinde akademisyen olduğunu söylediği için gelen eleştirilere sosyal medya hesabından yanıt verdi. Oytun Erbaş, “Bana ‘pazarcıdan bilim adamı mı olur’ dediler. Bu hükümet olmasaydı biz öğretim üyesi olamazdık” sözlerini hatırlatarak eleştirilere
“Ben dedemin yanında büyüdüm. Ödemiş’te benim pazarcı olduğumu herkes bilir” diyerek cevap verdi.
Geçtiğimiz gün TVNET’te Sert Sorular programına katılan Oytun Erbaş, akademide elit bir zümre bulunduğunu ve bu grupta ‘Anadolu çocuğu onlar, bilmez’ diye bir yaklaşım olduğunu savunmuş
“Anadolu’dan gelmiş bir şeyler yapmaya çalışan çocuklarız. Bu hükümet olmasaydı ben akademisyen olamazdım. Çünkü ben Sökeli pazarcının oğluyum” ifadelerini kullanmıştı.
Erbaş, Instagram hesabından “Pazarcıdan Bilim Adamı olur mu?” notuyla paylaştığı video ile eleştirileri yanıtladı:
“Bana ‘pazarcıdan ilim adamı mı olur’ dediler. Halka anlaşılır şekilde izah yapıyorum, bu nedenle kıskanıyorlar. Biz Anadolu çocuğuyuz. Eğer bu hükümet olmasaydı bizim öğretim üyesi olma şansımız yoktu. Çünkü pazarcının oğluyum.”
Videoda babasının pazarcı değil bankacı olduğunu da açıklayan Erbaş
“Babam bankacıdır, tayinleri olduğu için ben dedemle kaldım. Dedem esnaftır, pazarcıdır dedi.
Oytun Erbaş katıldığı televizyon programında
“Baban ne iş yapıyor baban demişlerdi. Pazarcı demiştim. Pazarcıdan bilim adamı mı olur dedi birisi bana, eğer bu hükümet olmasaydı bizim öğretim üyesi olma şansımız yoktu” ifadesini kullanmıştı.
Fakir Hayat En Sağlıklı Hayat: Oytun Erbaş’ın Asgari Ücret Yorumu Gündemde
Prof. Dr. Oytun Erbaş, katıldığı tv100’de Buket Aydın Soruyor programında yaptığı çarpıcı açıklamalarla bir kez daha gündeme oturdu. Erbaş’ın asgari ücret üzerine yaptığı yorumlar, hem dikkat çekti hem de sosyal medyada tartışmalara yol açtı. “Fakir hayat en sağlıklı hayat” sözleriyle dikkat çeken Erbaş, düşük gelir seviyesinin getirdiği yaşam tarzının sağlık üzerindeki olumlu etkilerine işaret etti.
Oytun Erbaş, programda yaptığı açıklamada, ekonomik zorlukların bireyleri daha doğal, sade ve sağlıklı bir yaşam sürmeye teşvik ettiğini savundu. Sağlıklı beslenmenin temelinin az ve dengeli tüketim olduğunu ifade eden Erbaş, yüksek gelir seviyesinin insanları lüks ve abur cubur tüketime yönlendirdiğini, bunun da sağlık üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtti.
Erbaş, şu ifadeleri kullandı:
“Fakir hayat en sağlıklı hayattır. Çünkü bu hayat tarzında insanlar genelde işlenmiş gıdalardan uzak durur, doğal gıdalara yönelir ve fiziksel aktiviteleri daha yoğundur. Bu durum, genel olarak daha sağlıklı bir yaşam biçimine zemin hazırlar.”
Erbaş’ın bu yorumu, sosyal medya platformlarında geniş yankı uyandırdı. Bazı kullanıcılar, düşük gelir seviyesinde sağlıklı beslenmenin ve yaşamın zorluklarına dikkat çekerek bu yorumu eleştirdi. Özellikle günümüzde temel gıda ürünlerine erişimin dahi zorlaştığı ekonomik koşullarda, fakirliğin sağlıkla ilişkilendirilmesinin gerçekçi olmadığı yönünde tepkiler geldi.
Öte yandan, Erbaş’ın yorumuna olumlu bakan bir kesim ise, sade bir yaşamın modern sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini savundu. Bu kesime göre, lüks tüketime yönelmenin ve fazla kalorili gıdaların sağlıksız yaşam alışkanlıklarını artırdığı gerçeği göz ardı edilemez.
Fakirlik ve sağlık ilişkisi, ekonomik ve sosyolojik boyutları olan karmaşık bir konudur. Doğal gıdalara erişimin artması ve fiziksel aktivitelerin günlük hayatın bir parçası olması, elbette sağlık açısından avantaj sağlayabilir. Ancak, yetersiz beslenme, stres ve sağlık hizmetlerine erişimdeki zorluklar gibi faktörler, düşük gelir grubundaki bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.
Uzmanlar, asıl önemli olanın bireylerin gelir düzeyinden bağımsız olarak sağlıklı yaşam koşullarına erişimini sağlamak olduğunu vurguluyor. Bu da toplumda daha kapsamlı sosyal politikaların hayata geçirilmesini gerektiriyor.
Prof. Dr. Oytun Erbaş, yaptığı sıra dışı yorumlar ve ilginç açıklamalarıyla sık sık kamuoyunun gündemine gelen bir isim. Bu yorumlarıyla ekonomik yaşam ve sağlık ilişkisini farklı bir açıdan ele alarak tartışma yaratmayı başardı. Ancak, bu açıklamalar, eleştirilerle birlikte toplumun farklı kesimlerinin ekonomik koşullarla nasıl başa çıktığına dair bir düşünme fırsatı sundu.
Sonuç olarak, Erbaş’ın “fakir hayat en sağlıklı hayattır” yorumu, modern yaşam alışkanlıkları ve ekonomik koşullar arasındaki ilişkiyi yeniden sorgulamamıza neden oldu. Ancak, bu tartışmalar, yalnızca bireysel farkındalıkla değil, daha kapsayıcı sosyal politikalarla desteklendiğinde anlamlı çözümler sunabilir.
İşte Oytun Erbaş’ın babasının pazarcı olduğunu söylediği o video: