Çoğul doğumlar insan doğasının ayrılmaz bir parçası olsa da, son yıllarda bu gebeliklerin sayısında artış gözlemleniyor. Bu eğilimin arkasında, ileri yaş anneler ve doğurganlık tedavilerinin daha yaygın hale gelmesi gibi sosyal ve biyolojik faktörler var.
İkizler, çoğul gebeliklerin en yaygın şeklidir ve anne yaşının ilerlemesiyle artan hiperovülasyon olasılığı ile meydana gelebilirler. Ayrıca, tek bir sperm hücresinin iki yumurtayı döllemesi veya bir embriyonun bölünmesi de ikizlere yol açabilir.
Bir araştırma, İngiltere ve Galler’de 20 yaşın altındaki kadınlarda çoğul doğum oranının 2.000’de 1 iken, 35-39 yaş grubunda 57’de 1’e yükseldiğini ortaya koydu. Bu artışın ana nedeni, annelerin doğum yaşının yükselmesidir.
Geçmişte, çoğul doğum oranları, doğurganlık tedavilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte artmıştır. Tüp bebek tedavilerinde, daha yüksek gebelik oranları sağlamak için birden fazla embriyo transferi uygulanırdı, ancak bu da çoğul gebelik riskini yükseltebilirdi.
İngiltere ve Galler’de, 1990’larda doğurganlık tedavisiyle gerçekleştirilen gebeliklerin %28’i çoğul doğumla sonuçlanırken, günümüzde bu oran %4’e kadar düşmüştür.
Çoğul gebelikler, aileler için büyük bir neşe kaynağı olsa da, beraberinde ek riskler ve zorluklar getirir. İkizlerde ölü doğum oranı, tekil gebeliklere göre iki kat daha fazladır. Ayrıca, ikiz gebeliklerin %60’ı erken doğumla sonuçlanır, bu da prematüre bebekler için yenidoğan yoğun bakım ihtiyacını beraberinde getirir.
Çoğul doğumların sayısındaki artış, ileri yaş gebeliklerinin ve doğurganlık tedavilerinin artan popülaritesine bağlıdır. Bu eğilim, anneler ve sağlık profesyonelleri için bu gebeliklerin getirdiği riskleri ve zorlukları göz önünde bulundurmayı gerektirmektedir.