Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türk lirasını desteklemek ve finansal istikrarı güçlendirmek için kapsamlı yeni önlemler açıkladı. Gece geç saatlerde duyurulan kararlar, döviz mevduatlarının maliyetini artırırken, ihracatçılar için döviz bozdurma zorunluluğunun süresini uzattı. Bankaları TL mevduat oranlarını yükseltmeye teşvik eden bu düzenlemeler, piyasalarda büyük yankı uyandırdı. Uzmanlar, bu adımların rezervlere katkı sağlayabileceğini ancak daha önce bozulan finansal dengelerin henüz tamir edilmediğini belirtiyor.
TCMB’nin zorunlu karşılık oranlarından faiz uygulamalarına ve ihracat gelirlerinin dönüşümüne kadar pek çok konuyu kapsayan bu kararları, uzmanlar farklı şekillerde değerlendirdi.
Uzman Görüşleri:
Prof. Dr. Hakan Kara, süregelen döviz talebinin Merkez Bankası’nı yeni önlemler almaya yönelttiğini ve TL mevduat payının artırılması, döviz rezervinin güçlendirilmesi ve ihracatçıların daha fazla döviz bozdurması için yeni düzenlemeler getirildiğini belirterek, TL mevduat faizinin artacağını ve döviz üzerindeki baskının bir miktar azalacağını öngördü.
Merkez Bankası eski Başkan Yardımcılarından İbrahim Turhan ise, bu düzenlemeleri bağlamı göz önünde bulundurarak değerlendirmek gerektiğini vurguladı. Finansal piyasalar açısından değerlendirme yapanların “eskiden de alınmış önlemler” gibi yüzeysel yorumlar yapabileceğine dikkat çeken Turhan, Merkez Bankası’nın tüm para politikası araçlarını etkin bir şekilde kullanabildiği ve ekonomi politikasının bütüncül bir yaklaşımla uygulandığı takdirde makro ihtiyati önlemlerin yararlı ve hatta gerekli olabileceğini ifade etti. 2008 Küresel Krizi sırasındaki başarılı uygulamaları örnek gösteren Turhan, benzer önlemlerin farklı bir bağlamda sorunlara yol açabileceğini ve Merkez Bankası’na itibar kaybettirebileceğini belirtti.
Prof. Dr. Burak Arzova, makroihtiyati düzenlemeler için “Başladığımız noktaya geri döndük” yorumunu yaparken, Prof. Dr. Emre Alkin ise alınan kararlar için “Israr değil, inat” ifadesini kullandı.
Tufan Cömert, faiz artışının ardından bu tür ek önlemlerin beklendiğini ifade ederek, zorunlu karşılık artışlarının brüt rezervlere, ihracatçı döviz satışlarının ise net rezervlere gireceğini belirtti. Rezervlere dair endişelerin kısmen azalacağını ve TL’nin destekleneceğini düşünen Cömert, rezervlerde kalıcı bir toparlanmanın zaman alacağını vurguladı.
Prof. Dr. Yakup Küçükkale, Şubat 2024’te TCMB Başkan Yardımcısı sn. Akçay’ın “kopan linkleri onarmaya çalıştıklarını” belirttiği açıklamalarını hatırlatarak, yeni önlemlerin de Nebati dönemindekilerden çok farklı olmadığını ve kopan linklerin onarılma şansının kalmadığını ifade etti.
Prof. Dr. Ümit Özlale ise, TCMB kararlarını özetleyerek amacın eriyen rezervleri biriktirmek ve TL’yi cazip hale getirmek olduğunu, ancak bunun maliyetinin ihracatçılar ve dövizle çalışan şirketler üzerinde yeni yükler getireceğini belirtti. Özlale ayrıca, alınan önlemleri tek tek açıklayarak Kavcıoğlu dönemi ile benzerlikler taşıdığını ancak Şimşek & Karahan döneminde bu adımların daha sistematik ve süreli olarak atılacağını öngördü.
E507 adlı kullanıcı ise, döviz cinsi zorunlu karşılık artışının brüt rezervleri artıracağını ancak net pozisyonu değiştirmeyeceğini belirtirken, TL zorunlu karşılıklara ödenen getirinin artırılmasının kredi maliyetine etkisinin çok düşük olduğunu ve sistemdeki TL mevduatı değiştirmeyeceğini ifade etti.
Haberin sonunda ise, Merkez Bankası’nın aldığı kararları özetleyen bir görsel yer alıyor.