Rüyalar, beynimizin uyku sırasındaki karmaşık işleyişinin bir ürünüdür. Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, rüyaların oluşumunda beynin belirli bölgelerinin rol oynadığını belirtiyor. Özellikle REM uykusu sırasında beyin sapından gelen sinyaller, talamus aracılığıyla kortekse iletiliyor ve bu da canlı, hikâyesi olan rüyalar görmemizi sağlıyor.
REM uykusunda amigdala ve hipokampus gibi duygular ve hafızayla ilgili beyin bölgeleri aktifken, mantıklı düşünmeyle ilgili prefrontal korteksin aktivitesi azalıyor. Bu nedenle rüyalarımızda çoğu zaman mantık dışı olaylar ve gerçek hayatta mümkün olmayan senaryolarla karşılaşıyoruz. Rüyalarımızın içeriği ise günlük yaşantımız, zihnimizde kalan olaylar ve bilinçaltımızdaki düşüncelerle şekilleniyor. Gün içinde yaşadığımız stres, kaygı gibi duygusal yoğunluklar rüyalarımıza yansıyabiliyor. Örneğin, sınav stresi yaşayan biri rüyasında hazırlıksız bir şekilde sınava girebilir. Ayrıca, uzun süredir bilinçaltında kalan travmatik anılar veya bastırılmış duygular da rüyalar yoluyla işlenebiliyor.
Rüya görmek sadece REM uykusuna özgü değil. REM dışındaki NREM uyku evrelerinde de rüya görülebilir, ancak bu rüyalar genellikle daha kısa, daha az görsel ve daha düşünsel oluyor. REM rüyaları ise daha hareketli, hikâye gibi akan ve duygusal yönü güçlü rüyalar olarak öne çıkıyor. NREM rüyaları ise daha parçalı, daha az canlı ve genellikle düşünce akışına benzeyen içerikler barındırıyor.
Kimileri rüyalarını net hatırlarken kimileri hiç hatırlamıyor. Bu durum kişisel beyin aktivitesiyle ilgili. Özellikle REM uykusundan hemen sonra uyananlar rüyalarını daha net hatırlayabiliyor. Ancak prefrontal korteksin düşük aktivitesi nedeniyle rüyalar çabuk unutulmaya meyilli. Rüya hatırlamak aynı zamanda bir alışkanlık meselesi. Rüya günlüğü tutan veya rüyalarına dikkat edenler zamanla daha fazla rüya hatırlamaya başlıyor.
Kabuslar ise genellikle bilinçaltındaki korkularımızın, kaygılarımızın veya travmatik deneyimlerimizin bir yansıması. Özellikle stresli ve kaygılı dönemlerde kabuslar daha sık görülüyor. Tekrarlayan rüyalar ise genellikle çözümlenmemiş psikolojik sorunlara işaret ediyor. Zihnimiz, anlamlandıramadığı veya başa çıkamadığı bir durumu rüyalar aracılığıyla tekrar tekrar işlemeye çalışıyor. Bu tür rüyalar, bilinçaltımızın bize önemli bir mesaj vermeye çalıştığının göstergesi.
Bilinçli rüya görme, kişinin rüya gördüğünün farkında olduğu ve hatta rüyanın içeriğini kısmen kontrol edebildiği özel bir durum. Bu tür rüyalarda prefrontal korteks normalden daha aktif oluyor, yani bilinçli düşünme süreci rüya sırasında devreye giriyor. Bilinçli rüya görenler, rüyalarında seçimler yapabiliyor, olayları yönlendirebiliyor ve bazen gerçek hayatta mümkün olmayan deneyimler yaşayabiliyor.