Gıdıklamak, genellikle eğlence ve neşeyle bağdaştırılsa da, bilimsel araştırmalar ve tarihsel veriler bunun her zaman böyle olmadığını ortaya koyuyor. Kaliforniya Üniversitesi’nin yeni bir çalışması, gıdıklama esnasında ortaya çıkan kahkahanın mutluluktan ziyade beynin istemsiz bir savunma mekanizması olduğunu gösteriyor. Antik Roma’da gıdıklama, acı vermeksizin panik ve çaresizlik hissi yaratmak için bir işkence yöntemi olarak kullanılıyordu. Günümüzde uzmanlar, özellikle çocukların rızası olmadan yapılan gıdıklamanın kontrol kaybı, stres ve hatta travmaya yol açabileceği konusunda uyarıyor.
GÜLEN ÇOCUK KEYİF ALIYOR DEMEK DEĞİL
Psikolog Serhat Çıkman, SABAH gazetesine yaptığı açıklamada, gıdıklamanın çocuklar için her zaman keyifli bir deneyim olmadığını belirtti. Çıkman, “Çocuk istemediği halde gıdıklanırsa, bu durum kontrol kaybı, stres ve fiziksel rahatsızlık hissi yaratabilir” dedi ve çocukların sınırlarına saygı duyulması gerektiğini vurguladı. Çocuğun “hayır” demenin görmezden gelinmesinin, uzun vadede sınır ihlali hissine, güven sorunlarına ve beden algısında bozulmalara yol açabileceğine dikkat çeken Çıkman, “Çocuğun gülmesi, onayladığı anlamına gelmez. Ebeveynlerin çocuklarının tepkilerini dikkatle izlemesi ve sınırlarına özen göstermesi çok önemli” ifadelerini kullandı.
Bebekler konusunda da hassasiyet gösterilmesi gerektiğini belirten Çıkman, bebeklerde sözel rızanın mümkün olmadığını hatırlatarak, “Bakım verenlerin bebeğin beden dilini iyi okuması gerekiyor. Huzursuzluk, ağlama, gerilme gibi tepkiler, bebeğin rahatsız olduğunu gösterir. Bu tepkilere rağmen devam eden fiziksel temas, bebeğin güven duygusunu zedeler” şeklinde konuştu.