Yıllar önce Sezen Aksu’nun albüm teklifini geri çeviren genç bir tiyatrocu, bugün kendi yazdığı müzikalle sahnede heyecanını yaşayan, birçok dizi ve filmde rol alan Emre Altuğ, AA muhabirine samimi açıklamalar yaptı.
Emre Altuğ da ayrılığın ve aile kayıplarının zorluklarını yaşadı.
Çok zor zamanlar geçirdim, dibi gördüm diyebilirim. Bunları pek paylaşmam, o yüzden çoğu kişi bilmez. Arka arkaya kötü olaylar yaşadım. Boşandım, annem vefat etti, ciddi bir ekonomik kayıp yaşadım. Alaçatı’da turizm işine girmiştim, o da battı. Ardından babamı kaybettim. Çok ağır şeyler peş peşe geldi. Ama insan istediği zaman bunların üstesinden gelebiliyor. Ve güzel bir şekilde de atlatabiliyor.
Çocuklarınız zaman zaman sosyal medyada ve basında görünüyor. Çok mutlu görünüyorlar. Bu, anne-babası ayrı olan çocuklar için büyük bir başarı olmalı.
Çok şükür. Bu konuda ikimizin de başarılı olduğunu düşünüyorum.
Bu dengeyi kurmak kendiliğinden mi oldu, yoksa annelik ve babalık öğrenilmiş bir şey mi?
Annelik ve babalık davranış olarak öğrenilebilir ama anneliğin babalığa göre bir avantajı var. Annelik, ana rahminde başlıyor, kimyasal ve biyolojik bir bağ var. Babalık ise… bir doktor bunu bana açıklamıştı, o zaman çok bozulmuştum ama sonra haklı olduğunu anladım. Babalık çok nostaljik, yaşadıkça, paylaştıkça güçlenen, büyüyen bir duygu. Annelik zirvede başlıyor ve orada devam ediyor, babalık ise sürekli yükseliyor. Bu yükselişten çok mutluyum. Ancak, bazen bu yükseliş yorucu olabiliyor. Ama anne enerjisi bambaşka. Anne-çocuk ilişkisi bambaşka bir durum. Annesizlik ise çok farklı. Hiçbir çocuk annesiz kalmamalı. Baba da çok önemli bir güç, anne-baba birlikte büyük bir denge oluşturuyor. Ama çocuklarının yanında annesi varsa, hiçbir şey olmaz onlara. Ben bunu böyle düşünüyorum.
‘Yalı Çapkını’ dizisinde oğlunuzu canlandıran Mert Ramazan Demir’in askerlik yemin törenine gittiniz. Oğullarınızın askerlik yemin töreni provası gibi oldu sanki?
Evet, bir prova gibiydi. Mert ile sürekli görüşmüyoruz ama onu çok sevdim. Afra’yı da çok seviyorum ama Mert ile daha fazla vakit geçirmiş olabiliriz. Konuşmalarımızda her cümle anlamlı oluyordu. Bu yüzden Mert’e daha yakın hissediyorum. İlginç bir tesadüf oldu. ‘Askere nereye gidiyorsun?’ diye sordum, ‘İskenderun’ dedi. İskenderun’da üst düzey komutan arkadaşım var. Aradım ve Mert’in onun bölgesinde olduğunu öğrendim. Arkadaşım ailesiyle birlikte Mert’i karşıladı, yemek yedirdiler ve birliğine teslim ettiler. Askerliği de sorunsuz geçti. Yemin törenine de gittim, çok güzel iki gün geçirdim.
Sizi en çok korkutan ama en doğru kararı verdiğiniz an oldu mu?
Çok olmuştur. Sert kararlar alan biriyim. Hayatımda dönüm noktaları oldu, kendimi değiştirdiğim zamanlar. En sert olanı 3-4 sene önce oldu. O zor dönemden hayatımı alt üst ederek çıktım. Her şeyi yıkarak, yeni bir hayata başladım. Çocuklarım dışında, evimin dekoruna kadar her şeyi değiştirdim. Kendimi tamamen değiştirdim, 180 derece dönüş yaptım.
Değiştirmek iyi geldi mi?
Çok iyi geldi. Mutsuz olduğunuz belli oluyordu. Ya mutsuz yaşayacaktınız ya da kendinize yeni bir kılıf bulacaktınız. Bu zaman alıyor. Kendini değiştirmek kolay değil ama sonucu çok güzel oluyor. Herkese tavsiye ederim. On yılda bir eski benliklerinden kurtulsunlar, kendilerine dönsünler. Ben daha önce yapmadığım için pişmanım. Benzer kararlar daha önce de aldım ama 50’imde aldığım kadar sert bir değişim yaşamadım. 50’imde çocuklarım ve annelerini burada bırakarak hayatımı alt üst ettim. Bunu şiddetle tavsiye ediyorum herkese. 20’li yaşların sonundan itibaren yapsınlar, hatta 6-7 yılda bir. Çok faydasını görecekler. Bu yaşımda insanlara verebileceğim en iyi tavsiye bu. Korkmasınlar. Hayat korkmaya gelmez. Korkarsanız korkutmaya devam eder.
Ama bazı şeyleri korumak da gerekiyor değil mi?
Çok basit şeyler onlar. Tabii ki korumak gerekiyor birkaç şeyi. Ama çok fazla değil. Gereksiz bağımlılıklar bunlar. Konfor alanından çıkmaktan korkuyorsunuz, çünkü alıştığınız bir sistem var. Tabii ki korkuyorsunuz. Ama dünyanın resetlenmesi gibi insanın da resetlenmeye ihtiyacı var.