SON DAKİKA

Nokta Bursa

Kanser hastalarına müjde! 300 yeni ilaç yolda…

Kanser hastalarına müjde! 300 yeni ilaç yolda…
Bu haber 27 Mayıs 2018 - 21:23 'de eklendi ve 695 kere okundu kez görüntülendi.

Prof. Dr. Muhit Özcan, kan kanserlerinin tedavisinde inanılmaz gelişmelerin yaşandığını vurgulayarak, “Şu anda yürüme aşamasında, olgunlaşma aşamasında olan 300 civarında yeni ilaç var. Bunlar önümüzdeki 1 ile 8 yıl arasında kullanımda olacak” dedi. Prof. Dr. Özcan, bazı hastalıklarda tedavi başarısının yüzde 10’lardan yüzde 90’lara çıktığını kaydetti.

Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği (LLMBİR) Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, kan kanserlerinin tedavisinde inanılmaz gelişmelerin yaşandığını vurgulayarak, “Şu anda yürüme aşamasında, olgunlaşma aşamasında olan 300 civarında yeni ilaç var. Bunlar önümüzdeki 1 ile 8 yıl arasında kullanımda olacak” dedi.

İHA’nın haberien göre; LLMBİR tarafından bu yıl 6’ncısı düzenlenen “Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları Kongresi” ATO Congresium’da gerçekleştirildi. LLMBİR Başkanı Özcan, kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında “kan kanserinde güncel tedaviler nelerdir?”, “Meme protezleri meme lenfomasına yol açar mı?”, “Meme lenfoması nasıl anlaşılır” gibi sorulara ışık tuttu.

Özcan, ister meme kanserinden sonra eksikliği tamamlamak için yaptırılan, isterse de estetik amaçlı yaptırılan meme protezlerinin memede özel bir kanser olan meme lenfomasına yol açtığını vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü’nün de bu konuyu raporlarına koyduğunu ifade eden Özcan, “Amerikalıların oluşturdukları kayıt sistemi, 2017 Eylül itibariyle meme proteziyle ilişkili 414 meme lenfomasının görüldüğünü, bunlardan bir kısmının ölümle sonuçlandığını ortaya koydu. Burada bilinmesi gereken şu ki; meme protezleri lenfoma riski taşımaktadır. Ancak şu anda var olan protezlerin çıkartılmasını gerektirmiyor” diye konuştu.

“ŞİŞLİK, AĞRI VEYA YENİ BİR YAKINMA OLDUĞUNDA KONTROL YAPTIRILMALI”

Meme lenfomasını fark etmenin yöntemleri hakkında bilgiler veren Özcan, “Protezli memede şişlik, ağrı veya o bölgeyle ilgili sıradışı yeni bir yakınma olduğunda mutlaka kontrol yaptırılmalı. Ultrasonografi veya diğer görüntüleme yöntemleriyle tanı kolaylıkla konulabilmekte. Erken tanındığında da protezin çıkartılması bile yeterli olabilmekte. Zamanında tedavi edilmezse ölümle sonuçlanan vakalar bildirilmiş. Hangi protezlerin daha riskli olduğu konusunda sağlıklı bir bilgimiz olmamakla birlikte yüzeyi pürtüklü dokuyla kaplı olanların biraz daha riskli olduğu düşünülmekte. Bu bilgi meme protezi takılacak bütün hanımefendilere mutlaka verilmeli” şeklinde konuştu.

Terörün farklı bir yönüne dikkat çeken Özcan, yapılan araştırmalarda New York’taki 11 Eylül saldırısının ardından olaya ilk müdahale eden itfaiyecilerde özel bir kan kanseri olan Multipl Miyelom’un öncü safhası olan MGUS isimli hastalığın riskinin iki kat arttığının ortaya konulduğunu ifade ederek şunları kaydetti: “Oraya müdahale eden yaklaşık 700 kadar sağlıklı itfaiyeciyi değerlendirip, normal sağlıklı kontrollerle karşılaştırdıklarında, sağlıklı kontrollerde yüzde 4 civarında görülen MGUS’un itfaiyecilerde yüzde 8’e yakın oranda görüldüğünü ortaya koydu. Ayrıca o grupta dört dörtlük Miyelom hastalığı gelişen 16 itfaiyeci ayrıca incelendiğinde bunların beklenen yaştan 12 yıl daha önce Miyelom hastalığına yakalandığı gösterildi. Bilindiği üzere o sırada açığa çıkan zehirli dumanın içinde çok sayıda hidrokarbon, zehirli gaz bulunmakta. Bu sadece o anda değil daha sonra yapım, yıkım işlemleri sırasında kullanılan makinelerin motorlarından açığa çıkan zehirli gazlarla da riskin daha çok arttığı gösterildi. MGUS’u yakalarsanız bunu takip ederek zamanında tedavi edersiniz. Bu da terörün bir başka önemli yan etkisi olarak karşımıza çıktı.”

“OLGUNLAŞMA AŞAMASINDA OLAN 300 CİVARINDA YENİ İLAÇ VAR”

Özcan, kan kanserlerinin tedavisinde inanılmaz gelişmelerin yaşandığının altını çizerek, “Tedavi seçeneklerini takip edebilmek zorlaştı. Her ay yepyeni ilaçlar, sonuçlar karşımıza geliyor. Şu anda yürüme aşamasında, olgunlaşma aşamasında olan 300 civarında yeni ilaç var. Bunlar önümüzdeki 1 ile 8 yıl arasında kullanımda olacak. Tedavilerde irili ufaklı devrimler olmakta. Bazı hastalıklarda tedavi başarısı yüzde 10’lardan yüzde 90’lara çıktı. Bizim için en önemlisi lösemi, lenfomayı önlemek. Burada da ‘sigarasız bir hayat, yürüyen bir hayat’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

“SİGARAYI BIRAKIN, YÜRÜYÜŞE BAŞLAYIN”

Özcan, “Egzersizin net bir şekilde en az 10 kanser tipinde yüzde 40’a varan risk azalmasını sağladığını net olarak biliyoruz. Sigaradan sonra kanserin çok önemli ikinci nedeni obezitedir. Televizyonlarda size söylenen milyonlarca bitkiyi, milyonlarca gün yeseniz, içseniz de düzenli egzersiz yapmanın sağladığı yararı asla sağlayamazsınız. Kalp hastalığı, alzheimer, bağırsak ve kemik sorunlarına olan katkısını saymıyorum bile. En az 10 çeşit kanserin önlenmesinde çok ciddi katkısı olan iki şey; sigarayı bırakın, yürüyüşe başlayın” dedi.

BENZEN İLE KANSER ARASINDAKİ İLİŞKİ

LLMBİR İkinci Başkanı Harun Akın, benzin ve türevleri, boya, lastik ve birçok temizlik ürününde bulunan “benzen” maddesine maruziyetin kan ve lenf kanserleri ile ilişkisine dikkat çekti. Akın, “Yılda 200 ppm üzerinden benzen maruziyeti ile kan ve lenf kanserleri arasında ilişki ortaya konmuşken bugün 0.5-1 ppm gibi çok daha düşük maruziyetlerde dahi bu kanserlerin görülme sıklığının arttığı gösterildi. Çok sayıda ülkede bu toksik maddeye maruziyet ile ilgili sıkı düzenlemeler belirlenmiş olsa da maalesef Türkiye’de hala 20 ppmye kadar benzen maruziyetine izin verilmektedir” diye konuştu.

LLMBİR Üyesi Gürol Demir ise egzersizin kalp hastalıkları başta olmak üzere obezite, Alzheimer, diyabet ve depresyon gibi pek çok hastalığın önlenmesinde ve tedavisinde önemli bir role sahip olduğunu vurguladı. Günümüzde yapılan bir çok çalışmada egzersizin kanserin önlenmesinde ve tedavi sürecindeki yerinin de ortaya konulduğunu söyleyen Demir, kanser tanısı almadan önce ve yine kanser tedavisi sırasında egzersiz yapan bireylerin çok daha uzun yaşadıklarının bilimsel çalışmalarda gösterildiğine dikkat çekti. Yoğun bir egzersiz programı yerine tempolu ve düzenli yürüyüşün bile yeterli olabileceğini ifade eden Demir, haftada 120 dakika yürümenin meme, bağırsak, kan kanserleri gibi bir çok kanserden korunmada yeterli olacağının altını çizdi.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA